Masaüstü, bilgisayarın en görünür ve en kolay ulaşılan alanı olduğu için zamanla bir "geçici bırakma" noktasına dönüşür. İndirilen kurulum dosyaları, ekran görüntüleri, birinden gelen sunum taslakları, adı yeni belge (3) olan tanımsız metinler… Hepsi oraya bırakılır çünkü oraya bırakmak hiç düşünmeden yapılabilen tek şeydir. Sorun tembellik değil, sistemsizlik: dosyanın nereye gideceğine dair önceden verilmiş bir karar yoksa, karar her seferinde ertelenir ve masaüstü bu ertelemelerin biriktiği yer olur.
Aşağıda anlatılan yaklaşım, masaüstünü ara sıra temizlemek yerine kalıcı olarak boş tutmayı hedefler. Temeli, iyi tasarlanmış bir masaüstü düzenleme klasör yapısı ve bu yapıyı besleyen küçük alışkanlıklardır.
Düzen kurmaya klasör açarak başlamak yaygın bir hatadır. Önce masaüstünün ne işe yaradığına dair net bir tanım gerekir; klasörler bu tanımın ardından anlam kazanır.
Bir marangoz tezgâhında yalnızca o an üzerinde çalıştığı parça bulunur. İş bitince parça rafa kalkar, tezgâh boşalır. Masaüstü de böyledir: yalnızca bugün ya da bu hafta aktif olarak dokunduğunuz dosyalar orada durmalıdır. Bir dosya üç günden fazla masaüstünde kalıyorsa, o dosya aslında arşivlik demektir; sadece henüz taşınmamıştır.
Bu tanımın pratik karşılığı şudur: masaüstünde kalıcı olarak duran hiçbir şey olmamalı. Kısayollar bile gerekli değildir, çünkü çoğu program başlat menüsünden ya da arama kutusundan iki saniyede açılır. Boş bir masaüstü, sistem açılışını da görsel olarak sadeleştirir; performans tarafında asıl fark yaratan ayarlar ise başka bir konu.
Masaüstündeki her öğe üç kategoriden birine girer:
Üçüncü grup, çoğu masaüstünün yarısını oluşturur. Bir programı kurduktan sonra kurulum dosyasını saklamanın nadiren bir anlamı vardır; aynı mantık telefonda yer açarken de geçerlidir. Bu grubu düzenli silmek, klasör yapısını kurmadan önce yapılacak en hızlı kazanımdır.
Mevcut yığını dosya dosya ayıklamaya çalışmak genellikle yarıda bırakılır. Bunun yerine masaüstünde Arşiv-[yıl-ay] gibi tek bir klasör oluşturup her şeyi içine taşıyın. Masaüstü anında boşalır, hiçbir şey kaybolmaz. Sonraki günlerde bir dosyaya ihtiyaç duyduğunuzda o klasörden çıkarır ve doğru yerine koyarsınız. Birkaç hafta sonra hâlâ dokunulmamış olanlar, zaten gerekmediğini kendiliğinden kanıtlamış olur.
Boşalan masaüstünün yeniden dolmaması, dosyaların gideceği yerin önceden belli olmasına bağlıdır. Hiyerarşi burada devreye girer.
Belgeler dizininin altında yedi klasörü geçmeyen bir üst katman kurun. Fazlası, "hangisine koysam" tereddüdünü geri getirir. Yaygın ve işleyen bir şablon:
| Klasör | İçerik | Alt kırılım |
|---|---|---|
| 01-Aktif | Süren işler, projeler | Proje adına göre |
| 02-Kişisel | Kimlik, sağlık, sigorta, sözleşme | Konuya göre |
| 03-Finans | Faturalar, banka ekstreleri | Yıla göre |
| 04-Medya | Fotoğraf, video, tasarım dosyaları | Tarihe göre |
| 05-Kaynak | Şablonlar, kılavuzlar, referanslar | Türe göre |
| 06-Arşiv | Kapanmış işler | Yıla göre |
Numaralar klasörlerin alfabetik sıraya göre değil, sizin belirlediğiniz mantığa göre sıralanmasını sağlar. Derinlik konusunda kural basittir: bir dosyaya üç tıklamadan fazlasıyla ulaşıyorsanız hiyerarşi fazla dallanmış demektir.
Klasör yapısının değeri, dosya adları tutarlıysa katlanır. Tarihi 2024-03-14 biçiminde başa yazmak, dosyaların kronolojik sıralanmasını kendiliğinden sağlar. Ardından kısa bir konu ve gerekiyorsa sürüm bilgisi gelir: 2024-03-14-kira-sozlesmesi-v2.pdf. Türkçe karakter ve boşluk yerine tire kullanmak, dosyaları farklı cihazlar arasında taşırken sorun çıkmasını önler; telefonla bilgisayar arasında aktarım yapanlar bu farkı hemen hisseder.
Diğer yazılar